Kategori arşivi: otizm

Otizm Nörogelişimsel bir bozukluk çeşiti. Hakkında yapılan çalışmalar gösteriyor ki genetik yani kalıtımsal, çevresel, hormonal sebeplerden kaynaklandığından şüpheleniliyor.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü

2 Nisan; Dünya’da Otizm Farkındalık Günü olarak kutlanan, erken teşhisle özellikle okul öncesi yıllarda eğitim tedavisi bulunan “otizm” gibi “nörogelişimsel farklılıklarda” farkındalık yaratmaya çalışılan önemli bir gün.

Ülkemizde yapılan çalışmalarla otizmin artık daha bilinen ve toplum nezdinde daha fazla konuşulan bir farklılık olduğu gerçek yalnız yine de bazı detayların hâlâ tam anlaşılamadığı da biliniyor; Örneğin bize bile zaman zaman sorulan sorular da; Otizm bulaşıcı mıdır? Acaba okul öncesi çocuklar için ilaç kullansak olur mu? Hatta geç yaşlarda da tedavinin aynı verimle olabileceğine dair bir kanıya sahip olan bir kesim mevcut. İşte bu anlamda otizmin bir eğitim sorunu değil, bir halk sağlığı sorunu olduğunu düşünüyoruz ve toplum farkındalığının arttırılması için elimizden gelen çabayı göstermeye çabalıyoruz.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü bu anlamda önemli bir sorumluluk yükleniyor ve dünyada sadece otizmin değil aynı zamanda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yani DEHB, Disleksi , Asperger gibi diğer nörogelişimsel bozukluklara karşı toplumu uyarıyor, uyanık tutuyor.

Ailelerin ilerleyen yaşlarda umutsuzluğa kapılmasını değil farkında olmalarını tavsiye ediyoruz, çünkü her yaşta gelişim kaydedilebilir ancak okul öncesi eğitimin amacı; Çocuğun henüz okula başlamamasından kaynaklı olarak akran zorbalığına, toplum tarafından farklı algılandığına dair bir his gelişmeden ve sorun bir psikolojik rahatsızlığa evrilmeden çözebilmeyi amaçlar.

Ailelerin farkındalığının artması, bebeklerde ve çocuklarda otizm belirtileri görüldüğünde hemen önce bir doktora ardından eğer teşhis onaylandıysa , Akademik birimler tarafından akredite edilmiş “ABA terapi eğitimlerinin uygulandığı” bir otizm merkezine” başvurmak önemlidir.

Bu anlamda her ne kadar ilerleyen yaşlarda da gelişme kaydetmek mümkün olsa da bu çok yavaş, daha meşakkatli, çok daha fazla maliyet gerektiren bir soruna evrildiğini unutmayalım ve yüksek farkındalıkla , otizmin sorun olmaktan çıkartılabileceğini hatırlayalım. Göz teması eksikliği, ekolali, hiperaktivite ve

Ülkemizde Hastane ve ardından Rehberlik Araştırma Merkezleri yani RAM birimlerinden alınan RAM Raporu ile ücretsiz ve devlet destekli “aylık 8 saat bireysel 4 saat grup olmak üzere” toplam 12 saat eğitim alınabiliyor(Devletin Resmi Makamları olan RAM birimlerden bahsediyoruz tabii ki aynı isimle anılmasına rağmen Devletle alakalı olmayan Özel Rehberlik Araştırma Merkezleri’nden değil)

Her ne kadar 12 saatlik eğitim Atipik otizm olarak bilinen Hafif otizm gibi “spektrumdaki hafif semptomlar” için yeterli olsa bile “hafif-orta düzey otizm” belirtileri gösteren çocuklarda ve daha ileri düzey için yeterli olmayabiliyor ve yoğun ABA Eğitimi gerekebiliyor.

Bu durumu da ailelerin dikkatine sunduktan sonra, şimdi de Birleşmiş Milletler’in sıra dışı zamanlar olan bu günler için yani Covid-19 günlerinde kaleme aldığı konuyla ilgili bir yazısına göz atalım ve aynı konuya farklı bir açıdan, yeni bir pencere açalım.

COVID-19 salgını, özellikle gelir ve servet dağılımı, sağlık hizmetlerine erişim, yasalar altında koruma ve siyasi katılım söz konusu olduğunda, dünya çapında göze batan eşitsizlikleri ortaya çıkardı ve artırdı. Otizmi olan kişiler, bu eşitsizliklerin birçoğuyla uzun süredir karşı karşıya kalmıştır ve bu eşitsizlikler yalnızca pandemi tarafından daha da kötüleştirilmiştir. Otizmi olan kişiler için büyük engeller oluşturan uzun süredir tanınan ayrımcı işe alma uygulamaları ve işyeri ortamları tarafından daha da kötüleştirilen bir sorundur; Bunların tümü otizm spektrumundaki yetişkinlerin büyük çoğunluğunun işsizliğine veya ciddi şekilde eksik istihdamına katkıda bulunur.

2015 yılında Birleşmiş Milletler’de dünya liderleri tarafından benimsenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi, insanlar ve gezegen için refahı engelleyen eşitsizlikleri azaltmaya yönelik stratejiler de dahil olmak üzere, dünyanın karşı karşıya olduğu başlıca zorlukları ele almak için bir plan sunuyor. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 8’in (SDG 8) amaçlarından biri – İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme – engelliler dahil herkes için tam ve üretken istihdamı ve insana yakışır işi teşvik etmektir. BM Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 27. Maddesi aynı zamanda “engelli kişilerin diğerleriyle eşit şekilde çalışma hakkını” ve “engelli kişilere açık, kapsayıcı ve erişilebilir bir çalışma ortamı” tanımaktadır. . “

Bazı işverenler kısa süre önce otizm ve DEHB, OKB vb. Gibi ilgili rahatsızlıklara sahip kişileri barındıran ve genellikle nöro-değişken kişiler olarak adlandırılan kapsayıcı istihdam programları başlattılar. Bu programlardan kazanılan deneyimlere dayanarak ve hem sosyal olarak sorumlu olma hem de daha çeşitli yetenek havuzunun beceri ve yeteneklerinden yararlanarak rekabet avantajı elde etme arzusuyla motive edilen, giderek artan sayıda işveren, şimdi yapmak için modeller oluşturuyor. işyeri ve işe alma uygulamaları genel olarak daha kapsayıcı.

Salgın, şüphesiz şirketlerin bu yeni modelleri uygulama çabalarını, uluslararası ekonominin yüz milyonlarca iş kaybıyla birlikte büyük bunalımdan bu yana en kötü ekonomik durgunluktan geçtiği bir zamanda etkilemiştir. Aynı zamanda, uzaktan çalışma ve yeni teknolojilerin kullanımı da dahil olmak üzere yeni çalışma yöntemleri, daha önce geleneksel işyeri ortamlarında gelişmeyi zor bulan otizm spektrumundaki çalışanlar için fırsatlar yarattı.

2021 yılı 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kutlaması, bu sorunları, otizm spektrumundaki zorlukları deneyimlemiş ve istihdam piyasasındaki bu yeni fırsatları gören bireylerle moderatörlü panel tartışmaları içerecek bir sanal etkinlik aracılığıyla ele alacak.

Derin Çocuk Özel Eğitim Merkezleri Ana Sayfasından, kaleme alınan diğer makalelerimizi de inceleyebilirsiniz.

Derin Çocuktan sevgilerle…

Kaynak: UN- Autism-Day

ABA Eğitimiyle Otizmi Birlikte Yeniyoruz

Sn. Prof. Dr. Binyamin Birkan ile Derin Çocuk Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri güç birliği sonucunda oluşturulan “BBA Akademi- Derin Çocuk Otizm İş Ortaklığı” çerçevesinde yapılan etkinlikten kareler . Otizme karşı birlikte daha güçlüyüz.

Sn. Prof. Dr. Binyamin Birkan ve Derin Çocuk Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezleri İş Ortaklığında, Otizmin erken yaşlarda ABA eğitimiyle tedavisi için çalışıyoruz. Otizmi yenmek için oluşturulan “güç birliği” kapsamında sağlanan güncel bilimsel bilgiler ışığında, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun eğitimle tedavisi yani “ABA terapi” tedavisinde artık daha güçlüyüz.

Erken tanı neden önemlidir?

Otizm ABA eğitiminde kritik nokta olan “okul öncesi yaşlarda teşhis” yapılması daha hızlı cevap alınması açısından önemlidir bundan dolayı ailelerin çocuklarını özellikle doğumu takip eden 2 yıl içerisinde dikkatle izlemeli ve okul yaşı gelmeden de tedaviye başlaması gerektiğini bilmeleri önemlidir.

Bu kapsamda yapılan çalışmaların sıralaması şu şeklide olmaktadır;

Aile – Çocuk – Okul üçgeninde; Tanı kriterleri çerçevesinde ve ABA Terapi Teknikleri’nin kullanılmasıyla çocuğun düzeyi eğitmenler tarafından değerlendirilir, kişiye göre programlar belirlenir ve eğitim tedavisine başlanır.

Şükran ve Teşekkürlerimizle;

Otizmin Spektrum Bozukluğunun anlaşılması ve ABA Eğitimleriyle otizmin erken yaşlardaki tedavi edilmesi konusunda ülkemize “dünya standartlarındaki” akademik katkılardan dolayı ve periyodik olarak aldığımız desteğin kalite standartlarına uygunluğunun tarafından bizzat denetlemesindeki mutluluğumuzu belirtmek adına “Sn. Prof. Dr. Binyamin BİRKAN” hocamıza “Derin Çocuk Otizm Ailesi” olarak teşekkürü borç biliriz.

Kurucumuz Sn. Kadriye Yeşiltepe Bilek’e yaptığı bu değerli çalışmalar, otizmin erken yaşlarda eğitimle tedavisine verdiği destek ve ailelerin yolunu aydınlatan eğitim ateşini “Derin Çocuk Adına” taşıdığı için ayrıca teşekkürü bir borç biliriz.

Aşağıdaki fotoğraflarda görüldüğü üzere ailelerin katılımıyla gerçekleştirilen bu etkinlikte, “otizmli çocuk sahibi annelerin“, “otizmli çocuk sahibi ailelerin” bilinçlendirilmesi ve doğru rehberlikle, “aileler ve anneler ” otizmin yenilmesi konusunda önemli bir aşama kaydetmişler ve çözüme entegre olabilmişlerdir.

Bu anlamda bir teşekkürü de; etkinliğimize katılan Otizmli Çocuk Aileleri ve Otizmli Çocuk Sahibi Annelerin hak ettiği açıktır.

Değerli Öğretmenlerimiz, Eğitim Koordinatörlerimiz ve böyle anlamlı bir etkinliği bizimle paylaşarak, otizm tedavisine katkı yapmamıza vesile olan tüm çalışma arkadaşlarımıza da teşekkürü borç biliriz.

Mikrobiyota – Otizm – Dehb – Obezite

İnsandaki Bağırsak Mikrobiyotası içerisinde bulunan bakterilerin Otizm, Dehb, Hiperaktivite, Obezite, Astım, Egzama, Şeker hastalığı gibi pek çok konu ile ilişkili olduğunu biliyor muydunuz?

Otizm, dehb, hiperaktivite ve Mikrobiyota arasında dikkat çekici ilişkiler ortaya çıkıyor.

İnsan vücudu trilyonlarca mikrop veya bakteriye ev sahipliği yapar bunlardan bazıları faydalıdır ve bazıları zararlıdır. Bazı bilim adamları , vücutta insan hücrelerinden 10 kat daha fazla mikrobiyal hücre olduğunu tahmin ederken, diğerleri oranın 1: 1’e yakın olabileceğini söylüyor. Genetikteki son bilimsel gelişmeler, insanların vücuttaki mikroplar hakkında çok daha fazla şey bildiği anlamına geliyor.

İki terim mikrobiyota ve mikrobiyom genellikle aynı şeyi ifade etmek için kullanılır ve birbirlerinin yerine kullanılır. Bu makale, aralarındaki farkları ve her ikisinin de nasıl kullanıldığını ve modern tıpta araştırmayı açıklayacaktır.

İçindekiler
İnsan mikrobiyomu nedir?
Bağırsak florası – DEHB – Otizm -_Hiperaktivite bağlantısı
İnsan mikrobiyomuyla sağlık ilişkisi
Mikrobiyomla ilgili yeni çalışmalar

Mikrobiyom nedir?

İnsan mikrobiyotası, vücutta yaşayan çok çeşitli bakteri, virüs, mantar ve diğer tek hücreli hayvanlardan oluşur.

Mikrobiyom, bu mikrobiyal hücrelerin içindeki tüm genlere verilen addır.

Her insan, simbiyotik bir ilişki içinde 10 trilyon ila 100 trilyon mikrobiyal hücreyi barındırır. Bu, vücut sağlıklı bir durumda olduğu sürece hem mikroplara hem de konakçılarına fayda sağlar. Tahminler değişebilir, ancak insan mikrobiyotasını oluşturan 1000’den fazla farklı mikroorganizma türü olabilir.

Tüm insan genlerini sıralayarak insan genomunu çözmeye çalışan pek çok proje var. Benzer şekilde, mikrobiyom, tüm genetik bilgisini çözmek için yoğun çabalara maruz kalmıştır.

Aşağıdaki video Utah Üniversitesi Salt Lake City Genetik Bilimi Öğrenme Merkezi tarafından üretilen insan ekosistem hakkında, bu narin ama hayati ilişkinin bir resim oluşturmak yardımcı olacaktır.

Ön kolun kuru ortamı ile koltuk altının ıslak ve yağlı ortamı arasındaki farklar da dahil olmak üzere vücuttaki farklı mikrop türleri için habitat çeşitliliğine iyi bir giriş niteliğindedir.

Vücuttaki mikroplar o kadar küçüktür ki, hücre sayısından fazla olmalarına rağmen, insan vücudunun toplam ağırlığının yalnızca yüzde 2 ila 3’ünü oluştururlar. [S2]

İçindekiler>>

Bağırsak florası ile Otizm, DEHB, Hiperaktivite bağlantısı

Otizm, Dehb ve hiperaktivite gibi nörogelişimsel farklılıklarda çevresel, hormonal ve kalıtımsal bazı sebeplerin olduğu zaman zaman öne sürülmektedir. Bunları kanıtlayacak bazı çalışmalarda mevcuttur .

Bağırsak florasının, Otizm(Otizm spektrum bozukluğu, Atipik otizm, Autism), DEHB( dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ADHD) ve Hiperaktivite gibi nörogelişimsel yani sinir sistemindeki bazı farklılıklardan kaynaklanan durumlarda sorumlu olduğu düşünülmektedir.

Bağırsaklar ve bağırsak iç astarı olan bilinen bağırsak florası hem içindeki zararlı bakterileri sızdırarak beyne ulaşmasından dolayı ASD, DEHB ,hiperaktiviteden sorumlu tutulur. Dehb ile bağrsak florası arasındaki ilişki bu şekilde açıklanmaktadır.

Hem de dengesiz emilimden dolayı şeker, astım, obezite gibi hastalıklarla ilgili ilişkisine sıklıkla atıfta bulunulur.

İnsan mikrobiyotası, bakteriler, virüsler ve mantarlar dahil trilyonlarca hücreden oluşur.
En büyük mikrop popülasyonları bağırsakta bulunur. Diğer popüler yaşam alanları arasında cilt ve erojen bölgelerde bulunur.


Mikrobiyal hücreler ve onların genetik materyali olan mikrobiyom, doğumdan itibaren insanlarla birlikte yaşar. Bu ilişki normal sağlık için çok önemlidir.
Gastrointestinal sistem içinde yaşayan mikroorganizmalar yaklaşık 4 kilo biyokütleye sahiptir. Her bireyin kendine özgü bir tür karışımı vardır.


Mikrobiyota beslenme , bağışıklık ve beyin ve davranış üzerindeki etkiler için önemlidir .”

Normal mikrop dengesinde bozukluğa neden olan bir dizi hastalıkta rol oynamaktadır.

Human Microbiome Project Consortium tarafından Nature’da yayınlanan bir 2012 araştırması şunları buldu

Ağız ve dışkı mikrobiyal topluluklarının örnekleri özellikle çeşitlidir
Bunun aksine, erojen bölgelerden alınan numuneler özellikle basit mikrobiyal topluluklar gösterir.
Çalışma, insan mikrobiyomunun geniş bir grup sağlıklı Batılı insanda büyük çeşitliliğini gösterdi, ancak daha fazla araştırma için sorular soruyor.

Her birimizin içindeki mikrobiyal popülasyonlar bir ömür boyu nasıl değişiklik gösterir ve faydalı mikropların kolonizasyon modelleri hastalığa neden olan mikropların gösterdiği ile aynı mıdır?

Bağırsak mikrobiyotası nedir?

Bağırsak mikrobiyotası, bağırsakların mikroflorası olarak adlandırılırdı.

Bu sıralarda, 1996 yılında, Louisiana Eyalet Üniversitesi Mikrobiyoloji ve İmmünoloji bölümünden Dr. Rodney Berg bağırsak mikrobiyotası hakkında yazarak onun “derin” önemini özetledi .

“ Yerli gastrointestinal sistem mikrofloraları anatomik, fizyolojik üzerinde derin etkileri ve konağın immünolojik gelişimini vardır,” Dr Berg Mikrobiyoloji Eğilimler yayınlanan bir makalede yazdı.

Berg şunları ekliyor:

“Yerli mikroflora, konakçı bağışıklık sistemini patojen tehdidine daha hızlı yanıt vermesi için uyarır ve bakteriyel antagonizma yoluyla, GI yolunun açık eksojen patojenlerle kolonizasyonunu engeller.”

Bu simbiyotik ilişki insanlara fayda sağlar ve bu normal floranın varlığı, aynı habitattan hemen hemen tüm hayvanlarda bulunabilecekleri çevrede bulunan mikroorganizmaları içerir.

Bununla birlikte, bu doğal mikroplar, vücudun savunma sistemlerini aşarak onları hayati sistemlerden ve organlardan ayıran zararlı bakterileri de içerir. Örnekler şunları içerir:

Özetle, bağırsakta faydalı bakteriler vardır ve daha geniş sistemlere geçebilen ve GI yolunun lokal enfeksiyonlarına neden olabilen zararlı bakteriler vardır. Bu enfeksiyonlar, gıda zehirlenmesi ve ishal ve kusmaya neden olan diğer GI hastalıklarını içerir .

Bağırsak mikrobiyotası 3 milyondan fazla gen içerir ve bu da onu genetik olarak insan vücudundan 150 kat daha çeşitli kılar.

Her bireyin bağırsak mikrobiyotası benzersizdir. Bir kişinin hastalıklarla nasıl savaştığına, yiyecekleri sindirmesine ve hatta ruh hali ve psikolojik süreçlerine büyük ölçüde katkıda bulunabilir.

İnsan mikrobiyotası neden önemlidir?

Mikroorganizmalar insanlarla birlikte gelişti ve yaşamın ayrılmaz bir parçasını oluşturarak bir dizi hayati işlevi yerine getirdi.

Hem sağlık hem de hastalıkla ilişkilendirilirler ve araştırmalar, normal veya rahatsız bakteri popülasyonları ile aşağıdaki hastalıklar arasında bağlantılar bulmuştur:

  • Otizm(Otizm spektrum bozukluğu, ASD, Autism spektrum Disorder)
  • DEHB( Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ADHD, Attention deficit and hyperactivty disorder)
  • Kanser
  • Çölyak hastalığı
  • Kolit
  • Şeker hastalığı
  • Egzama
  • Kalp hastalığı
  • Yetersiz beslenme
  • Multipl Skleroz
  • Obezite
  • Astım

İçindekiler>>


İnsan mikrobiyomuyla sağlık ilişkisi

  1. Beslenme
  2. Bağışıklık
  3. Davranış
  4. Hastalık

Beslenme


Gıdalardaki enerjiyi emmenin yanı sıra, bağırsak mikropları, insanların besinleri almasına yardımcı olmak için çok önemlidir. Bağırsak bakterileri, örneğin et ve sebzelerdeki karmaşık molekülleri parçalamamıza yardımcı olur. Bağırsak bakterilerinin yardımı olmadan bitki selülozu sindirilemez.

Bağırsak mikropları ayrıca metabolik aktivitelerini kullanarak yiyecek isteklerini ve tokluk duygularını etkileyebilirler.

Mikrobiyotanın çeşitliliği, diyetin çeşitliliği ile ilgilidir. Çok çeşitli yiyecekleri deneyen genç yetişkinler, farklı bir beslenme düzeni izleyen yetişkinlere göre daha çeşitli bağırsak mikrobiyotası sergiler.

Bağışıklık


Bir hayvan doğduğu andan itibaren mikrobiyomlarını oluşturmaya başlarlar. İnsanlar ilk mikroplarını dünyaya geldiklerinde annelerinin rahim ağzının girişinden alırlar.

Bu erken mikrobiyal misafirler olmasaydı, adaptif bağışıklık mevcut olamazdı. Bu, mikroplarla karşılaştıktan sonra nasıl yanıt verileceğini öğrenen hayati bir savunma mekanizmasıdır. Bu, hastalığa neden olan organizmalara daha hızlı ve daha etkili bir yanıt sağlar.

Mikroorganizmalardan tamamen arınmış kemirgenler bir dizi patolojik etki gösterirler ve bunların arasında az gelişmiş bir bağışıklık sistemi vardır.

Mikrobiyota aynı zamanda otoimmün koşullar ve alerjilerle de ilgilidir; bu, mikroplara maruz kalma erken bozulduğunda gelişme olasılığı daha yüksektir.

Davranış


Mikrobiyota, sindirime de dahil olan beyni etkileyebilir. Hatta bazıları bağırsak mikrobiyotasını ” ikinci beyin ” olarak adlandırdı .

Bağırsak bakterilerinin aktivitesiyle salınan küçük moleküller, gastrointestinal sistemdeki sinirlerin tepkisini tetikler.

Araştırmacılar ayrıca bağırsak mikrobiyomu ile depresyon ve otizm yani otistik spektrum bozukluğu (ASD), DEHB ve Hiperaktivite gibi nörogelişimsel bozukluklar arasında bağlantılar gözlemlediler .

Davranışları etkileyen bu farklılıkların sindirim sistemiyle olan ilgisinden dolayı çocuğun kasıtlı yaramaz olmadığı daha net olarak ortaya çıkmaktadır.

Davranış Terapileri yani ABA terapi eğitimiyle(Applied Behavior Analysis, Uygulamalı Davranış Analizi, UDA) bu farklılıkların çocuk yaşlarda kontrolünün öğretilmesi daha kolay olduğu unutulmamalıdır.

Hastalık


Gastrointestinal sistemdeki bakteri popülasyonları, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi enflamatuar bağırsak hastalıkları (IBD) dahil olmak üzere bağırsak koşullarına ilişkin bilgiler sağlamıştır . Bağırsaklardaki düşük mikrobiyal çeşitlilik, IBD’nin yanı sıra obezite ve tip 2 diyabet ile ilişkilendirilmiştir .

Bağırsak mikrobiyotasının durumu metabolik sendromla ilişkilendirilmiştir. Diyetin prebiyotikler, probiyotikler ve diğer takviyeleri dahil ederek değiştirilmesi bu risk faktörlerini azaltmıştır.

Bağırsak mikropları ve genetiği enerji dengesini, beyin gelişimini ve bilişsel işlevi etkiler. Bunun tam olarak nasıl gerçekleştiği ve bu ilişkinin insan yararı için kullanılabileceği konusunda araştırmalar devam etmektedir.

Mikrobiyotayı antibiyotiklerle rahatsız etmek , bir antibiyotiğe dirençli hale gelen enfeksiyonlar da dahil olmak üzere hastalıklara yol açabilir.

Mikrobiyota ayrıca, başka türlü hastalığa neden olacak dışarıdan getirilen popülasyonların bağırsakta aşırı büyümesine direnmede önemli bir rol oynar – “iyi” bakteriler “kötü” ile rekabet eder, hatta bazıları anti-inflamatuar bileşikler salgılar.

İçindekiler>>

Mikrobiyomla ilgili yeni bulgular

Vücuttaki mikrobiyal popülasyonlar ve bunların genetiği ile ilgili araştırmalara büyük yatırımlar yapıldı ve sağlık ve hastalıkla bağlantıları araştırıldı.

Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) , genetik çalışmalardan halka açık büyük veri kümeleri üreterek insanları etkileyen mikrobiyal türleri ve bunların sağlıkla ilişkilerini tanımlamayı amaçlayan bir araştırma projesi olan İnsan Mikrobiyom Projesini 2007 yılında başlattı .

İnsanlarda yaşayan mikroorganizmaların çoğu gastrointestinal sistemde bulunur ve burası aynı zamanda yeni keşiflerin çoğunun yapıldığı yerdir.

Son gelişmeler, mikrobiyomun genel dengesini ve işlevini etkilemeden besin kullanılabilirliğini kullanarak mevcut bir mikrobiyotaya yeni bir tür ekleme yollarının daha fazla doğrulanmasını içerir. Bu, probiyotik tedaviler için potansiyeli ve bağırsak mikrobiyotasının yapısını analiz etmenin yeni yöntemlerini açar .

Bu çalışmada, birkaç farenin bağırsak mikrobiyotasını kontrol etmek için deniz yosunu kullanıldı.

Vücudun dışından gelen potansiyel patojenlerin nasıl istila etmeye başladığı ve bağırsak mikrobiyotası ile nasıl bir ilişkisi olduğu konusunda da son araştırmalar yapılmıştır. Bu, potansiyel olarak zararlı mikropların istilasını ve hastalıklara neden olan etkilerini sınırlamanın yollarını belirlemeye yardımcı olacaktır.

Bağırsak mikrobiyotası önleyici tıbbın temel taşı haline geliyor.

İçindekiler>>

DERİNCOCUK ANA SAYFA

FAYDALI MAKALELER

Bebeklerde Ay Ay otizm belirtileri

Otizm spektrum bozukluğu periyodik gözlemleri


Otizm spektrum bozukluğu erken belirtisinin zamanlaması ve şiddeti büyük ölçüde değişiklik arz eder.
Otizm spektrum bozukluğunda bazı bebekler ilk aylarında ipuçları gösterirken diğerlerinde semptomlar 2 veya 3 yaşında ortaya çıkabilir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların hepsi tüm belirtileri göstermez, bazen de otizm spektrum bozukluğu olmayan çocuklar bazı otizm belirtileri sergileyebilirler. İşte bu yüzden profesyonel değerlendirme çok önemlidir.

Bu anlamda rehabilitasyon merkezleri önemli bir işlev yürütmektedirler , otizm konusunda farkındalık yaratmak ve tedavi yöntemleriyle ailelere yardım noktasında günümüzde kullanılan ABA teknikleri aileler için yol gösterici olmaktadır .

Çocuğunuz aşağıdakilerden herhangi birini sergiliyorsa, lütfen bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin. Unutmayın ki erken teşhis kalıcı çözümler sunabilmektedir. bu makale ailelere yol göstermek için bir ışık yakma anlamında paylaşılmaktadır , detaylı bilgi için Kurumumuz Derinçocuk Özel Eğitim ve Rehabilitasyon ile iletişime geçebilirsiniz .

Bebeklerde otizm belirtileri

Aşağıda yapılan sınıflandırma çocuğunuzun otizm spektrum bozukluğu riski altında olup olmadığını gösterebilir.

6 aya kadar

Çok az veya hiç gülümsememek ya da diğer sıcak ve neşeli ifade eksikliği Sınırlı veya hiç göz kontağı kurmamak

9 aya kadar

Seslere, gülümsemelere ve diğer yüz ifadelerine çok az veya hiç tepki vermemek

12 aya kadar

Az babıldamak veya hiç babıldamamak İşaret etmek, göstermek, ulaşmaya çalışmak veya el sallamak gibi davranışların azlığı veya olmaması İsmine az veya hiç tepki vermeme 16 aya kadar Çok az ya da hiç kelime kullanmama

24 aya kadar

Çok az ya da hiç anlamlı, iki kelime öbekleri kullanmama (taklit ya da tekrarlama dahil değil)

Her yaşta

Daha önce edinilen konuşma, babıldama veya sosyal becerilerin kaybı

Göz temasından kaçınma

Yalnızlığı tercih etme

Diğer insanların hislerini anlamada zorluk

Dil gelişiminde gecikme

Kelimelerin veya cümlelerin sürekli tekrarı (ekolali)

Çevredeki küçük değişikliklere karşı direnç

Kısıtlı ilgi alanları

Tekrarlayan davranışlar

Sese, kokuya, tatlara, ışığa veya renklere karşı aşırı tepkiler.

DERİNCOCUK ANASAYFA

Otizm nedir? Otizm belirtileri, atipik otizm, otistik ünlüler

3 Yaş otizmi nedir? Bebeklerde ve çocuklarda otizm belirtileri nelerdir?

Otizmin bebeklerde ay ay periyodik gözlemleri

Otizmin Bebeklerde Ay Ay periyodik gözlemleri

Otizm spektrum bozukluğu periyodik gözlemleri

Otizm spektrum bozukluğu erken belirtisinin zamanlaması ve şiddeti büyük ölçüde değişiklik arz eder.
Otizm spektrum bozukluğunda bazı bebekler ilk aylarında ipuçları gösterirken diğerlerinde semptomlar 2 veya 3 yaşında ortaya çıkabilir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların hepsi tüm belirtileri göstermez, bazen de otizm spektrum bozukluğu olmayan çocuklar bazı otizm belirtileri sergileyebilirler. İşte bu yüzden bebeklerde otizm belirtilerinde profesyonel değerlendirme çok önemlidir.

Bu anlamda rehabilitasyon merkezleri önemli bir işlev yürütmektedirler , otizm konusunda farkındalık yaratmak ve tedavi yöntemleriyle ailelere yardım noktasında günümüzde kullanılan ABA teknikleri aileler için yol gösterici olmaktadır . Çocuğunuz aşağıdakilerden herhangi birini sergiliyorsa, lütfen bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin. Unutmayın ki erken teşhis kalıcı çözümler sunabilmektedir. bu makale ailelere yol göstermek için bir ışık yakma anlamında paylaşılmaktadır , detaylı bilgi için Kurumumuz Derinçocuk Özel Eğitim ve Rehabilitasyon ile iletişime geçebilirsiniz .

Sevgilerle …

Aşağıda yapılan sınıflandırma çocuğunuzun otizm spektrum bozukluğu riski altında olup olmadığını gösterebilir.

BEBEKLERDE AY AY OTİZM BELİRTİLERİ

Otistik belirtiler gösteren küçük bebeklerde bazı davranışlar ipucu olarak değerlendirilebilir. Bu kritik önemdeki ipuçlarına dikkat ederek bir uzman desteğine ihtiyacınız olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

6 aya kadar bebeklerde belirtiler

Çok az veya hiç gülümsememek ya da diğer sıcak ve neşeli ifade eksikliği Sınırlı veya hiç göz kontağı kurmamak

9 aya kadar bebeklerde belirtiler

Seslere, gülümsemelere ve diğer yüz ifadelerine çok az veya hiç tepki vermemek

12 aya kadar bebeklerde belirtiler

Az babıldamak veya hiç babıldamamak İşaret etmek, göstermek, ulaşmaya çalışmak veya el sallamak gibi davranışların azlığı veya olmaması İsmine az veya hiç tepki vermeme

16 aya kadar bebeklerde belirtiler

Çok az ya da hiç kelime kullanmama

24 aya kadar bebeklerde belirtiler

Çok az ya da hiç anlamlı, iki kelime öbekleri kullanmama (taklit ya da tekrarlama dahil değil)

Her yaşta

  • Daha önce edinilen konuşma, babıldama veya sosyal becerilerin kaybı.
  • Göz temasından kaçınma
  • Dikkat eksikliği, dehb belirtileri
  • Yalnızlığı tercih etme
  • Diğer insanların hislerini anlamada zorluk
  • Dil gelişiminde gecikme
  • Kelimelerin veya cümlelerin sürekli tekrarı yani ekolali(echolalia)
  • Çevredeki küçük değişikliklere karşı direnç
  • Kısıtlı ilgi alanları
  • Tekrarlayan davranışlar
  • Sese, kokuya, tatlara, ışığa veya renklere karşı aşırı tepkiler.

ANASAYFA

Otizmin Bebeklerde Ay Ay periyodik gözlemleri yazısına devam et

Gebelikte Folik Asit Takviyesi ile Otizm ilişkisi

Folik asitin hamilelikte kullanılması

Bebeklerde otizm riskini azaltmak için hamileliğin erken dönemlerinde kullanılan folik asit desteği, otizm için anahtar olabilir mi?

Doktorlar çeşitli nedenlerle doğum öncesi vitaminleri önermektedir.

Doğum öncesi vitamin kullanımının, ailesinde otizmli çocuk bulunan yüksek riskli aileler için önemli olduğu sonucu biliniyor.

Araştırmalar folik asit kullanımının doğacak diğer çocuklarda otizm riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Çalışmalarda, doğum öncesi vitaminlerin , özellikle folatın (folik asit olarak bilinen bir besin takviyesi) kullanımının otizm spektrum bozukluğu (Autism spectrum disorder ASD) gelişme riskini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir .

Şimdi, 27 Şubat’ta yayınlanan yeni araştırma( JAMA Psikiyatri) doğum öncesi vitaminlerin faydalarının ”yüksek otizm riski barındıran” aileleri de kapsadığını iddia ediyor.

Otizmli çocuğu olan ailelerde, sonraki doğumlarda otizmli başka bir çocuğa sahip olma riski yüksektir.

Ailedeki küçük kardeşlerin otizme yatkın genetik yapısı yani kalıtsallığı nedeniyle, genel popülasyona kıyasla otizme sahip olma olasılığı 14 kat daha fazladır .

Yeni çalışmaya göre, doğum öncesi folik asit kullanımı(folat) , otizm spektrum bozukluğu(OSB) olan otistik çocukların doğacak küçük kardeşlerinde otizm geliştirme riskini yarı yarıya azalttığını gösteriyor.

Bu bulgu, otizmle ilişkili olarak çocuk bekleyen hamile kadınlarda beslenme konusunun önemine tekrardan vurgu yapıyor.

Görüntülemeler ile diğer beyin araştırmalarından elde edilen araştırmalar, otizmde etkilenen süreçlerin hamilelik sırasında gerçekleştiğini göstermektedir.

Çalışmalar, folik asit takviyesi almanın genel popülasyonda otizmden korunma ile ilişkili olduğunu defalarca göstermiştir.

MIND Enstitüsü’nde yardımcı doçent olan çalışmanın ilk yazarı Rebecca J. Schmidt , Healthline’a bunu bildirdi.

Folik asit kullanımı otizm ihtimalini düşürüyor


Schmidt’le ekibi, doğum öncesi vitamin desteğinin yüksek riskli ailelerde aynı faydaları sağlayıp sağlamadığını görmek için OSB’den etkilenen 241 aileden oluşan bir havuza baktı.

Folat içeren multivitamin takviyelerinin nöral tüp kusurlarını açıkça önlediğine dair yaygın bir inanç vardır. Sonuç olarak 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde çocuk doğurma yaşındaki tüm kadınların ek olarak folat alması resmi öneri haline geldi.

1998’de ABD ve Kanada, satılan tüm tahıl ürünlerine önemli miktarda ek folik asit yüklenmesini zorunlu kılan bir adım attı. Sonuç olarak, geçtiğimiz nesilde, insanların folik asit alımında büyük bir artış oldu.

Folik asit takviyeleri, doğal olarak oluşan gıda kaynaklarından alınan folat ile aynı değildir.

Bununla birlikte, folat takviyesi alımı, nöral tüp ile ilgili doğum kusurlarının sayısını keskin şekilde azaltmıştır. Gebe kalma haftaları boyunca yeterli vitamin almanın faydaları açıktır.( 1)

Folik asit nasıl kullanılmalı?

Neredeyse tüm annelerin – yüzde 96’sı – doğum öncesi vitamin aldığını bildirirken, sadece üçte biri önerildiği gibi bunları Hamileliğin ilk aylarında aldı.

Vitaminleri hamileliğinin ilk ayında alan annelerin, OSB tanısı almış çocuğa sahip olma olasılığı yarı yarıya azalıyordu.

Hamileliğin ilk ayında doğum öncesi vitamin yani folik asit takviyesi alan annelerin, daha az şiddetli otizm semptomları, daha yüksek bilişsel puanları olan çocukları olma olasılığı daha yüksekti.

Bu bulgular, gelecek nesillerde OSB’nin önlenmesi için önemli halk sağlığı etkilerine sahip olmanın yanı sıra, çocuk bekleyen anneler için gelecekteki beslenme tavsiyelerine rehberlik etmeye yardımcı olabilir.

Kamu sağlığı için daha fazla çalışma gerekiyor


“Gerçek risk azaltma hesaplamalarının kamu sağlığı politikası kararlarını etkilemesi için, daha büyük bir numunede araştırmaların çoğaltılması gerekmektedir.

Bu yapılan küçük bir çalışmadır.

Dr Kristin Sohl , Missouri Sağlık Üniversitesi’nde pediatri bölümü Başkan Yardımcısıdır.

Otizm hakkında bilgiler vermesi ile tanınıyor. Ayrıca Otizm Tedavi Ağının bir parçasıdır. Healthline’a verdiği demecinde bazı konulara değindi.

Folik asitin fazla kullanımı da otizmi tetikliyor


Folik asit takviyesi, genel olarak tavsiye edilmekle birlikte eleştiriden tamamen muaf değildir.

Folik asitin az alınması bir sorun olabileceği gibi fazla aınması da bir soruna işaret ediyor olabilir. Folatın nükleotitlerin sentezlenmesinde rolü, gelişim ve sağlığın neredeyse bütün yönleri için temeldir.

Bununla birlikte yüksek folik asit seviyeleri, doğum öncesi gelişim gibi, hızlı hücre bölünmesi zamanlarında DNA’nın doğru metilasyonu için istem dışı sonuçlara yol açabilir.

2014 -2016 yılında Barua ve meslektaşlarının yaptıkları araştırmanın sonuçları, genetik işleyişi değiştirmek ve davranışı etkilemek konusunda, yüksek folik asit kullanımının sorumlu olabileceği sonucuna vardılar. Folik asitin fazla alınması sonucunda olumsuz etkilerin rapor edildiği çalışmalar mevcuttur. Yüksek seviyelerde FA alımın nörogelişimsel( Otizm, Dehb, Disleksi) fonksiyon bozuklularına yol açtığı iddia eden hayvan deneyleri mevcuttur.

Bu açıdan yüksek FA alımı konusunda dikkatli olunması gerekmektedir.

Folik asit fazlalığı ile ilgili otizmi tetikleyebileceğine dair çalışmaya göz atalım.

Johns Hopkins Üniversitesi’nde araştırmacılar tarafından yapılan çalışma 2016’da şaşkınlığa neden oldu.

Kanlarında aşırı derecede yüksek folik asit ile vitamin B-12 bulunan annelerin otizm riskinde yaklaşık yüzde 18 oranında artışla bağlantılı olduğunu buldular.

Peki annelerin çocuklarında OSB riskini azaltmak için aldığı şey yani doğum öncesi vitaminler gerçekten buna neden olabilir mi?

Sadece normalden fazla kullanım durumlarında böyle bir ihtimalin olabileceği düşünülüyor.

Çalışmaya göre, kanlarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilen sınır değerden çok daha fazla folik asit bulunan kadınlar göz önünde bulunduruldu.

Bu olumsuz bulguları ortaya çıkaran John Hopkins Üniversitesi Akademisyenleri bile, doğum öncesi vitamin desteğinin hala doğru göründüğü sonucuna vardı.

Folik asit otizme neden iyi geliyor


Hamilelik öncesinde ve süresince folat desteğinin otizme karşı koruyucu görünmesinin nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır.

Bu konuda pek çok olasılık var. Folat vitaminiyle diğer bazı vitaminler, gelişim sırasında kritik olan ve otizme dahil olan birçok süreç için önemlidir.

Schmidt, epigenetik konulardan bahsediyor.

Özellikle çalışmamızda belirtilen kritik zamana yakın, dinamik olan ve fetal programlama, DNA sentezi ve onarımı, mitokondriyal işlev, oksidatif stres, iltihaplanma için potansiyel olarak önemli olan DNA metilasyonuna dikkat çekti.

Folat kullanımı sadece otizm ile mi ilişkilidir?


Folatın, spina bifida ve anensefali gibi nöral tüp kusurlarını önlemeye yardımcı olduğu bilinmektedir . Ayrıca fetal ve beyin gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

Sohl, “Pek çok gebelik planlanmamış olduğundan ayrıca fetal gelişimin ilk 28 gününde nöral tüp defektleri gelişebileceğinden, çocuk doğurma çağındaki tüm kadınlara yüksek folik asit almaları önerilir” dedi.

Sonsöz


Folik asit (folat) içeren doğum öncesi vitaminlerin, genel popülasyonda yüksek riskli ailelerde otizm spektrum bozukluğu riskini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir.

Otizm spektrum bozukluğu olan büyük kardeşleri olan çocukların da OSB’ye sahip olma olasılıkları genel popülasyondan çok daha fazladır, bu nedenle doğum öncesi vitaminleri kullanmak hamilelik sırasında bakımın önemli bir parçasıdır.

Normalden fazla miktarda folatın OSB riskini potansiyel olarak artırdığı gösterildiğinden, ebeveynler bu vitaminlerin uygun dozajı ya da sıklığı konusunda doktorlarına danışmalıdır.

“Doğum öncesi vitaminlerin çoğu yaklaşık 800 mcg folik asit içerir ve anneler günde bir tane alsa bile bu yeterli olur. Bundan daha fazlasını almanız önerilmez, ”diyor Schmidt.

Yukarıda ki yazı da gösteriyor ki, hamileliğin özellikle ilk aylarında vitamin ve folat alımı otizm için önemlidir.

Doktor tavsiyesiyle ayrıca normalden fazla kullanmamak şartıyla.

Otizm gelişmeden bu tarz müdahaleler ile oluşma ihtimalini azaltmak mantıklı bir yoldur.

Ancak eğer otizmli bir çocuğa sahipsek de yapılacak şeyler var.

Bunlardan ilk düşünülmesi gereken eğitimdir.

Aba terapi yani davranış terapisisidir.

Erken çocukluk yaşlarda ve okul öncesinde yapılan müdahale ile Otizm engel olmaktan çıkartılabilir.

Konu ile ilgili derincocuk iletişim adresinden bilgi alabilir, ücretsiz değerlendirme ve randevu talep edebilirsiniz.

Derin Çocuk’tan sevgilerle.

Healthline

JAMA psychiatry

Derin Çocuk Anasayfa

Gebelikte Folik Asit Takviyesi ile Otizm ilişkisi yazısına devam et

Otizm İstatistikleri, Görülme sıklığı verileri

OTİSTİK ÇOCUKLAR İSTATİSTİKLER


OTİSTİK ÇOCUKLAR GÜNCEL İSTATİSTİKLERİ


Otistik çocuklar için güncel istatistik verileri ve görülme sıklığı ile ilgili makaleye geçmeden önce ilk önce otizm nedir? otizmin belirtileri ve otizmin özellikleri nelerdir önce onları inceleyelim.

OTİZM NEDİR?


Otizm genetik, çevresel faktörler ve bağırsak florasıyla yakından ilişkilendirilen anne ve çocukta beslenmeden kaynaklı ağır metal birikimi ve ilerleyen yaş babalık konularıyla da yakından ilişkili olarak ortaya çıktığı düşünülen ancak kesin nedeni moleküler genetik çalışmalar ile hala araştırılan bir hastalık.

OTİZM BELİRTİLERİ NELERDİR?


Çocuklarda ve yetişkinlerde sosyalleşme sorunları, tekrarlı ve takıntılı davranışlar, dil ve konuşmada güçlükler ile karakterize olan bir hastalıktır. Bir spektrum bozukluğu olarak tarif edildiğinden hafif, orta ve ağır olmak üzere 3 dereceye ayrılmaktadır.

OTİSTİK ÇOCUĞUN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?


Otistik çocuklar başka insanlar ile iletişim kurma ve onlarla etkileşimde güçlük yaşamaktadırlar.
Otistikler sürekli devam eden sosyal adaptasyon sorunları yaşamaktadırlar.
Otizmli çocuklar tekrarlayan davranışlar ve sınırlı ilgi alanları veya faaliyetler ile ilgili sorunlar yaşamaktadırlar.
Tipik olarak yaşamın ilk iki yılında teşhis edilebilen belirtiler mevcuttur.
Bireyin sosyal olarak, okulda, işte veya yaşamın diğer alanlarında işlev göstermesine zarar veren belirtiler mevcuttur.


OTİZMDE GÜNCEL İSTATİSTİKLER


Ek bilgiler NIMH Sağlık Konuları sayfasında Otizm Spektrum Bozukluğu ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Otizm Spektrum Bozukluğu web sayfasında bulunabilir.

Otizm spektrum bozukluğu (OSB ya da Autism Specturum Disorder ) için yaygınlık verileri, CDC’nin Otizm ve Gelişimsel Engellilik İzleme Ağından gelmektedir .

Aşağıdaki tablo, en son ADDM Ağı yaygınlık tahminlerinden (Mart 2020’de yayınlanmıştır) verileri göstermektedir .

Veriler, 2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 bölgesinde yaşayan 8 yaşındaki çocukların sağlık ve özel eğitim kayıtlarından toplanmıştır.

CDC gözetim sahalarında, her 54 (% 1.9) çocukta ortalama 1’in 2016 yılında otizm hastalığı tespit edildi.

Otizmli erkeklerde (% 3.0) kızlara (% 0.7) göre 4.3 kat daha yaygındır.

Otizmin tüm ırk ve etnik gruplarda meydana geldiği bildirilmektedir.

  • Yüzde (yani, 100 başına oran) NIMH ile hesaplanmıştır.
    ** Lütfen aşağıdaki yaş ile ilgili ölçüm uyarılarına bakınız.
    *** Diğer tüm gruplar İspanyol değildir.

Veri kaynakları
Maenner MJ, Shaw KA, Baio J, vd. 8 Yaşında Çocuklar Arasında Otizm Spektrum Bozukluğu Yaygınlığı – Otizm ve Gelişimsel Yetersizlik İzleme Ağı, 11 Bölge, Amerika Birleşik Devletleri, 2016. MMWR Surveill Summ 2020, 69 (No. SS-4): 1-12. https://www.cdc.gov/mmwr/volumes/69/ss/ss6904a1.htm

ADDM Ağ ABD’nin farklı bölgelerde yaşayan otizmli çocukların ve diğer gelişimsel engelli sayısını tahmin etmek CDC tarafından finanse programların bir gruptur. ADDM Ağı yaygınlık tahminleri 2016 yılında ABD’nin 11 bölgesinde yaşayan 8 yaşındaki çocukların sağlık ve özel eğitim kayıtlarından toplanan verilere dayanmaktadır.

Ölçüm Uyarıları


Otizmin(Asd ya da Osb) görülme sıklığı(prevalansı) tahminleri duruma göre değişir. Nihai sayılar yalnızca ADDM Ağında bulunan eyaletlerin ortalamalarını temsil eder. Bu veriler, ABD’nin otizm için yaygınlık oranına uygulandığı şeklinde yorumlanamayabilir.
Veriler sadece 8 yaşındakiler için toplanmıştır. Bu veriler tahmin edilemez ve diğer yaş grupları için uygulanmayabilir
Otistik istatistikler
Otistik çocuklar güncel istatistik verileri
.

ANASAYFA

Otizm spektrum bozukluğu olan özellikle okul öncesi otistik çocuklar yanında disleksi, dikkat eksikliği, duyu bütünleme, asperger sendromu, uzman fizyoterapist eşliğinde evde fizik tedavi hizmetlerimiz devlet destekli, servisli ve ücretsiz olarak devam etmektedir.

Daha fazla bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

Sevgilerle…

Özel Derin Çocuk Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri

Otizm İstatistikleri, Görülme sıklığı verileri yazısına devam et

Kardeş otizmi nedeni nedir? Genetik, kalıtımsal faktörler, otizm ihtimali

Kardeşler de otizm(OSB, ASD) riski var mıdır?
Otizmin, aile ve kardeşlerde genetik yatkınlık ihtimali nedir? OSB, kalıtımsal bir farklılık mıdır?
Otistik kardeşi olan çocuklar üzerinde yapılan yeni bir araştırma, küçük kardeşlerin otizm spektrum bozukluğu geliştirme riskinin, büyük kardeşte Otizm Spektrum Bozukluğu varsa 14 kat daha yüksek olduğunu buldu.

Journal of Developmental Behavioral Pediatrics’te(1) yayınlanan çalışma, risk seviyesinin doğumdaki gebelik süresi boyunca tutarlı olduğunu da buldu.

Bu araştırma gösteriyor ki otizm kalıtımsal olarak genetik bilimiyle yakından ilişkilidir. Ayrıca kesin olarak tıp literatüründe ağız birliği olmasa da bağırsak florasının etkisi, metal birikimi, babanın yaşının ilerlemiş olması, çocuk anne karnındayken annenin madde kullanımı ya da emzirme dönemlerinde annenin sütünün ağır metal ile zehirlenmesi gibi sebepler şüphe edilen durumlardır.

Otizmin ne olduğu, OSB görülme sıklığı, nedenleri ve otizm sendromlu otistik kardeşlerde ki genetik ve kalıtımsal yatkınlığı beraberce inceleyelim ve merak edilen sorulara cevap arayalım.

  • İçindekiler
    • Otizm nedir?
    • OSB görülme sıklığı nedir?
    • Otizmin nedeni nedir?
    • Kardeşlerde otizm görülme ihtimali nedir?
    • Kız çocuklarında gizli otizm


Otizm nedir?

Otizm Spektrum bozukluğu, sosyal etkileşim ve iletişimdeki bozuklukların yanı sıra kısıtlı ve tekrarlayan davranış kalıplarıyla tanımlanan sözel olarak kişinin ihtiyaçlarını, kendisini ya da çevresini ifade etmesini ve tanımlamasını engelleyen, çoğu zaman başka bazı sorunların eşlik ettiği(Dikkat eksikliği ve hiperaktivite vs) nörogelişimsel bir bozukluktur. Genetik ve çevresel bazı faktörlerden etkilendiğine dair çeşitli akademik çalışmalar mevcuttur.

Otizm görülme sıklığı nedir?


Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin en son verilerine göre her 68 çocuktan 1’inde görülür. Bu veriler toplumun sosyal, ekonomik, sağlık konularında homojen hizmet alıp almadığıyla lgili değişik oranlar verebilmekle beraber Dünya’da genel kabul gören oranlardır. Konu ile ilgili yapılan Dehb ile ilgili bir çalışmaya buradan göz atabilirsiniz..


OSB nedenleri nedir?


Otizmin nedeni hakkında çeşitli araştırma enstitüleri tarafından yapılan çalışmalar mevcut olmakla birlikte gelişiminde rol oynayabilecek bir dizi farklı genetik ve çevresel faktör tanımlamıştır.

Kardeşlerde otizm ve genetik bağlantı

Genetik faktörler konusunda gen mutasyonları ve gen silinimlerine atıfta bulunulurken
Çevresel faktörlere ise vücuttaki ağır metal birikimi, babanın ilerleyen yaşı, annenin hamileyken madde kullanımı ya da emzirme döneminde bebeğe ağır metal geçişine sıklıkla vurgu yapılmaktadır.
Kardeşlerde otizm riski üzerine yapılan bir çalışma
Daha önce bilim adamları tarafından yapılan birçok araştırma, ilk çocuktan 2 yıl sonra doğan veya ilk çocuktan altı yıldan sonra dünyaya getirilen ikinci çocukta, otizm spektrum bozukluğu olma riskinin önemli ölçüde artırdığını sonucunu buldu.

Kaiser Permanente Southern California Araştırma ve Değerlendirme Bölümü’nde kıdemli araştırmacı yazar Darios Getahun, “Çalışmamız, otizmin kardeşleri nasıl etkilediğine dair ek bilgiler sağlıyor” dedi. “Bu bulgular aynı zamanda cinsiyet gibi faktörlerin otizm riski üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasına da katkıda bulunuyor.”

Çalışma, Güney Kaliforniya’daki Kaiser Permanente üyelerini içeriyordu ve 2001’den 2010’a kadar 28 ile 42. gebelik haftaları arasında aynı anneden doğan en az iki kardeşe odaklandı.

Otizm spektrum bozukluğu teşhisi konan ve otizmli olan çocukların oranı aşağıdaki gibidir.
Otizmli büyük kardeşleri olan küçük kardeşlerin otizme yakalanma oranı yüzde 11,3 iken, otizmden etkilenmemiş büyük kardeşleri olanlarda bu oran yüzde 0,92’dir (10 kat).
Annenin gebelik sürelerine göre karşılaştırma yapıldığında, otizm tanısı konmamış kardeşlerle karşılaştırıldığında, otizm tanısı almış büyük bir kardeşi olan ve 37-42 gebelik haftasında doğanlarda, otizm tanısı için risk 15 kattan fazla artmıştır.
Erken doğmuş yani 28-36 gebelik haftası doğmuş ve otizm tanısı almış büyük bir kardeşi olan küçük kardeşlerin otizm riski neredeyse 10 kat artmıştır.
Büyük erkek kardeşleri otizmli olan genç erkeklerin hastalıktan etkilenme oranı %15 iken , ablası otizmli olan genç kızların hastalıktan etkilenme oranı %7 olarak bulundu. Yani erkeklerin hastalıktan daha fazla etkilendiği görüldü.
“Otizm teşhisi konmuş daha büyük bir çocuğu olan ebeveynlerin, küçük kardeşlerini de test ettirme olasılığı diğer ailelerin test yaptırma oranına göre daha yüksektir. Bu durumda otizm spektrumu teşhisi konmuş çocukları olmayan ebeveynlere kıyasla, otizmli çocukları olan ailelerde daha yüksek tanı oranına neden olduğunu belirten Dr. Getahun bunun aslında standart sapmada küçük bir farklılaşmaya yol açabileceğini belirtmek istiyor olabilir.

Kız çocuklarında gizli otizm

Araştırmacılar ayrıca, bu çalışmada gözlemlenen cinsiyet farkının teşhis ve raporlamadaki ön yargılardan kaynaklanabileceğini de belirtti. Dr. Getahun, “Önceki araştırmalar, kızların tanısal değerlendirme için sevk edilme ihtimalinin daha düşük olabileceğini veya yönlendirilirse, erkek çocuklara göre yanlış teşhis konulma olasılığının daha yüksek olabileceğini gösterdi” diye ekledi.
Kaynak

DİPNOT (1) : JDBP

Otizm, dil ve konuşma, disleksi, dikkat eksikliği, asperger sendromu, down sendromu gibi konularda ilgili makalelerimizden gerekli bilgiyi bulabilirsiniz.

Detaylı bilgi ve çocuğunuzun otizm değerlendirmesi için lütfen Derinçocuk adresinden ulaşabilir ya da canlı destek yoluyla iletişime geçebilirsiniz.

Sevgilerle…

Kardeş otizmi nedeni nedir? Genetik, kalıtımsal faktörler, otizm ihtimali yazısına devam et

Otizm alternatif tedaviler, brokoli, B6 takviyesi, vitamin, mineral, şelasyon, müzik, duyusal terapi, melatonin

Otizm tedavisi denilince akla ilk olarak İlaçsız davranış eğitim terapileri (ABA Terapi eğitimi , UDA) gelmelidir. Ancak Otizm tedavisi üzerine yapılan çalışmalardan da haberdar olmak aileler için önemli bir konu. Gelin bu konularda yani Otizm tedavisi, Bitkisel ve alternatif tedavi çalışmaları konusunda neler oluyor birlikte göz atalım.

Otizm spektrum bozukluğu gibi hastalığı olan birçok kişi, etkinliği kanıtlanmış ve dünyada resmi müfredatta kullanılan Aba terapi eğitimi(Uda) davranış terapileri yanında alternatif tedavileri de birlikte kullanmayı düşünür.

Ancak alternatif tedavilerin etkinliği ve güvenliği yeterince araştırılmamıştır. Otizm tedavisi erken yaşlarda teşhis edilmesiyle, davranış temelli eğitimlerle mümkündür. Aba terapi eğitimleri dışında bilinen yöntemleri ailelerden gelen yoğun istek üzerine derledik.

Otistik çocukların ebeveynleri ve bu durumdan etkilenen yetişkinler, herhangi bir takviye almadan veya alternatif yöntemler denemeden önce bir doktora danışmalıdır.

Yine de otizmde alternatif tedaviler üzerine yapılan çalışmaları, brokoli filizlerinde bulunan sulforaphane; B6 magnezyum takviyeleri ; Kazeinsiz glütensiz diyetler ; Müzik terapisi ; Omega 3 takviyesi ; Duyusal terapiler, Ergoterapi; İşitsel entegrasyon eğitimi ve şelasyon gibi konularda merak edilenleri aileler için derledik haydi devam edelim.

İçindekiler

  • Brokoli, turpgiller ve sulforaphane
  • Şelasyon ile ağır metal temizliği
  • İşitsel entegrasyon eğitimi
  • B6 ve magnezyum takviyeleri
  • Kazeinsiz ve glütensiz diyetler
  • Dimetil glisin (DMG) ve trimetil glisin (TMG)
  • Melatonin takviyeleri
  • Müzik terapisi
  • Omega-3 yağ asitlerinin
  • Gevşeme stratejileri ve farkındalık
  • Duyusal terapiler


OTİZMDE ALTERNATİF TEDAVİLER ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALAR

Nörotransmiterler olarak hareket edebilen amino asitler, OSB’li kişilerin serotonin seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilir. Taurin görsel öğrenmeyi geliştirebilir ve L-Carnosine, otizmi olan insanlar için tekrarlayan sözlü alışkanlıklara yardımcı olabilir .

Brokoli filizleri ve sulforaphane

Brokoli filizlerinde ve turpgillerden bazı sebzelerde bulunan bir bileşik olan sulforaphane , bir çalışmaya göre otizmle ilişkili sosyal, davranışsal problemler üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir.

4 . Bileşik olarak adlandırılan ve bazı hücrelerde otizm, DEHB, dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi ve tekrarlayan davranışları azaltabilen bir “ısı şoku” tepkisini tetikler.

Bunun yararlı bir etkisi olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Şelasyon ile ağır metal temizliği


Şelasyonla ağır metal temizliğinin kökeni tersane işçilerinin maruz kaldığı kurşun arsenik ve kadmiyum gibi bazı ağır metalleri vücuttan uzaklaştırmaya yarayan ilaçların kullanılması fikriyle ortaya çıkmıştır.

Ancak bu yöntemi destekler nitelikte çok sayıda araştırma olsa da, ağır metal birikmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hala tam olarak kanıtlanmayan, otizm gibi bir konuda zararlı etkileri birçok araştırmada ortaya konmuştur. Bundan dolayı yöntem çok tartışmalı bir durumdadır.

İşitsel entegrasyon eğitimi (AIT)


İşitsel işleme eksikliklerini ve konsantrasyonu iyileştirmeye yardımcı olabilir. Fonksiyon geliştirmek için elektronik olarak değiştirilmiş müzikten faydalanmayı veya sesleri dinlemeyi içerir . Bu, dinleme veya odaklanma konusunda sorun yaşayan OSB’li kişiler için faydalı olabileceğine yönelik bazı araştırmalar mevcuttur.

Otizmli kişilerin dikkat dağınıklığına neden olabilecek, stres yaratabilecek, sosyal ve akademik performansı olumsuz yönde etkileyebilecek sesleri maskeleyebilmesine yardımcı olmak için özel olarak olarak geliştirilmiş, Ses yatıştırıcı olan ses parçaları yüklü bir MP3 oynatıcıdır.

Parçalar iki tür sesi birleştirir. Doğa seslerinin canlı kayıtları ve beyaz gürültü. Düşük seviyelerde insanlar sohbet edebilir, etkileşim kurabilir. Daha yüksek ses seviyesindeyse parçalar duyusal aşırı yüklenmeyi azaltmak için, sesleri ve gürültüyü kapatabilir.

B6 / Magnezyum takviyeleri


B6 vitamin takviyesi 20 yılı aşkın süredir otizm için popüler bir tamamlayıcı tedavi olmuştur. Araştırma çalışmaları, kullanımları ile semptomlarda hafif iyileşme bildirmiştir.

Kazeinsiz ve glütensiz diyetler


Kazeinsiz ve glütensiz diyet değişiklikleri, eşlik eden bir durumun davranışını veya gastro intestinal semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olabilir. Otizmle yaşayan ailelerin en az yarısı bunu alternatif bir terapi olarak deniyor.

Ancak çoğu araştırma bunun geçerli, yararlı bir tedavi seçeneği olduğunu gösteriyor. Bir çocuğun veya yetişkinin beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için yeme alışkanlıklarında büyük değişiklikler yaparken bir beslenme uzmanı veya diyetisyenle çalışmak önemlidir.

Diyetteki değişikliklerle birlikte semptomların değişip değişmediğini belirlemek için bir plan yapın ve değişikliklerin çabaya değip değmeyeceğini objektif olarak gözlemlemeleri için davranış terapistlerinden destek alın.

Bir gelişme kaydedebilmek için, yüksek şeker ya da yüksek yağ içeren işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, meyve ve sebze gibi daha faydalı gıdaları tüketmek örnek olarak gösterilebilir.

Dimetil glisin (DMG) ve trimetil glisin (TMG)


Dimetisil glisin ve trimetil glisin, otizmi tedavi etmek için önerilen besin takviyeleridir. Bazı küçük çalışmalar, plasebo ile karşılaştırıldığında hiçbir etki bulamadı .

Melatonin takviyeleri


Melatonin takviyeleri, otizmli çocuklarda uyku bozukluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. Yetersiz uyku, tekrarlayan davranışlarla sosyal problemler, semptomları kötüleştirebilir.

Müzik terapisi


Müzik terapisi, bazı çalışmalara göre, diğer eğitim ve terapi müdahaleleriyle eşleştirildiğinde yani birlikte kullanıldığında otizmli çocuklar için sosyal ve iletişim becerilerini geliştirmeye yardımcı olabilir.

Müziğin herhangi bir psikolojik veya nörolojik sorunu olmayan insanlarda bile, psikolojik olarak zorlandığı dönemlerde destekleyici, iyileştirici gücü biliniyor.

Dünyada Otizmli bireylerde beyindeki frekanslardaki değişikliklere odaklanan birçok çalışma yapılmasına rağmen henüz kanıtlanmış bir teknik yok, fakat çalışmalar umut verici olabilir.

Omega-3 yağ asitleri


Omega-3 yağ asitleri takviyesi bazı küçük çalışmalarda tekrarlayan davranışları, hiperaktiviteyi ve sosyal beceri sorunlarını azalttığı gösterilmiştir.

Gevşeme stratejileri ve farkındalık


Meditasyon, gevşeme egzersizleri otizmli kişilerin aşırı uyarılmış hissettiklerinde sakinleşmelerine yardımcı olabilir. Ağırlıklı giysiler veya basınç masajı bazen semptomları hafifletebilir. Yoga, kaygıyı azaltırken, bazı çocuklarda huzur duygusunu artırmasına yardımcı olabilir.

Duyusal terapiler, Ergoterapi


Ergoterapi, duyu bütünleme çalışmaları otizmli kişiler için dokunma, ışık, denge veya işitme duyarlılığını azaltabilir. Duyusal işleme bozukluğunun tedavisine benzer şekilde, otizm için duyusal terapiler, yani duyu bütünleme ve ergoterapi, duyuları yeniden eğitmeye yardımcı olabilecek bir meslek terapisti tarafından yapılır.

Tipik olarak, otistik çocuğun daha geniş bir stimülasyon yelpazesine alışmasına yardımcı olmak için nazik ve eğlenceli bir şekilde aktivitelere yavaşça tanıtıldığı bir “duyusal diyet” planı oluşturur.

FAYDALI MAKALELER

Eğitim Programları

Makaleler

1 Susan E. Levy, MD ve Susan L. Hyman, MD “Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Tedavileri.” NCBI. (2009). Ağ. (http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2597185/ )

2 Kay Marner. “B-Calm: DEHB ve Otizm Belirtileri için MP3 Oynatıcı mı?” ADDitude Dergisi. (2011). Ağ. ( https://www.additudemag.com/adhd/article/8416.html )

3 “Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocuklar İçin Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Tedavileri.” Otizm Konuşuyor. (2015). Ağ. ( https://www.autismspeaks.org/what-autism/treatment/complementary-treatments-autism )

4 Devon Frye. “Brokolide Bulunan Bileşik Otizm Tedavisi

ABA OTİZM EĞİTİMİ NEDİR? (APPLİED BEHAVİOR ANALYSİS)

ABA OTİZM (APPLİED BEHAVİOR ANALYSİS) NEDİR?


Otizm ABA eğitim terapileri(Applied behavior analysis, UDA, Uygulamalı Davranış Analizi) “otizm spektrum bozukluğu teşhisi almış özellikle okul öncesi otistik belirtiler gösteren çocuklarda” uygulanır. Aba eğitimi davranış terapisi, davranışta gözlenebilir olumlu değişiklikler üretecek prosedürlerin geliştirilmesine adanmış, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde birebir eğitimle uygulanır. Tercihen yoğun yani yoğunlaştırılmış olarak yürütülebilecek uygulamalı, davranışsal, analitik, teknolojik, etkili ve sistematik bir bilimdir.

  • İçindekiler
    1. ABA terapisi nedir?
    2. ABA terapisinin amacı nedir?
    3. ABA terapisi özellikleri nelerdir?
      • Uygulamalı
      • Davranışsal
      • Analitik
      • Ters tasarım ve çoklu temel tasarım
      • Teknolojik
      • Kavramsal sistematik
      • Etkili
      • Genellik
    4. Erken teşhis neden önemlidir?
    5. ABA terapistinin özellikleri nelerdir?
    6. ABA Terapi eğitimi sadece otizmde mi kullanılır?


ABA terapisi nedir?

Aba terapi eğitimi otizm terapileri yani uygulamalı davranış analizi, otizm belirtileri gösteren otistik çocuğun davranışlarında olumlu davranışları ödüllendiren bu olumlu davranışları teşvik eden bir model olarak tanımlanabilir.

ABA terapisinin amacı nedir?

Aba terapisinde amaç otistik çocuğu modele uydurmak değil, modeli otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa uyarlamaktır.

Uygulanan metotların otistik çocuklar üzerindeki etkileri araştırılarak, değiştirilir, geliştirilir ya da uygun tepki alınmış ise devam ettirilebilir. Odak noktası olarak olumsuz davranışların azaltılması ya da olumsuz davranışların yerine olumlu davranışların geliştirilmesi hedef olarak belirlenir.

Temelde otistik çocuğun sosyal çevresine uyum sağlayacağı davranışları, uygulamalı olarak analiz ederek olumlu davranışlara odaklanılmaktadır.

Özet olarak uygulamalı davranış analizinde ”hedeflenen davranışla çevre arasındaki fonksiyonel ilişki değerlendirerek, olumsuz davranış değiştirilmeye çalışılır”.

Uluslararası akademik yayınların işaret ettiği istatistiklere göre ABA eğitimi(Davranış terapisi), müfredat sürecinin sağlıklı işleyişine müdahale eden davranışlar sergileyen çocuklar için devlet okulu sistemlerinde çok başarılı olmuştur. Mueller, Michael M; Nkosi, Ajamu; Hine, Jeffrey F (2011). ”Devlet okullarında Uygulamalı davranış analizinin özeti”

ABA terapi özellikleri

Aba eğitimi terapisi, dünyada eski ve etkisi kanıtlanmış yegane otizm spektrum bozukluğu tedavisi olarak hala geçerliliğini korumaktadır. Aba terapi eğitimi ile otizm tedavisi konusunda ”Baer, Wolf ve Risley’in 1968 tarihli makalesi”[1] hala ABA eğitim terapisinin standart açıklaması olarak kullanılmaktadır. Aşağıda ABA eğitim terapisinin 8 özelliği listelenir.

Aba terapi eğitimi, dehb, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme gibi alanlarda da uygulanabilmektedir.

Aba terapi eğitimi 8 özelliği


Uygulamalı


ABA terapi incelenen davranışın sosyal önemine odaklanır. Örneğin, uygulamacı olmayan araştırmacı yeme davranışını inceleyebilir, çünkü bu araştırma metabolik süreçleri netleştirmeye yardımcı olur. Uygulamacı araştırmacı ise çok az veya çok fazla yemek yiyen bireylerde yeme davranışını inceleyebilir, böylece bu davranışı daha kabul edilebilir olacak şekilde değiştirebilir.

Davranışsal


ABA terapileri pragmatiktir, bireyin etkili bir şey yapmasını nasıl mümkün kılacağını kendisine sorar. Bu soruyu cevaplamak için, davranışın kendisi, nesnel olarak ölçülmelidir zaten uygulamalı davranış analizi tanımında buradan gelmektedir. Sözlü açıklamalar, açıklanan davranışın yerine değil, kendi içinde davranış olarak ele alınır.

Analitik


Uygulamalı davranış analisti hedef davranışı kontrol eden olayları anlayıp bu davranışları manipüle edebildiğinde Aba terapi eğitimi( Uda) başarılı olur. Buna rağmen araştırmacının ilgili olayları ayarlayabildiği laboratuvarda bu durum nispeten kolay olabilirken, Uygulanan bazı durumlarda her zaman kolay değildir.

Etik standartlarını korurken kontrolü göstermek için uygulanan ortamlarda kullanılabilecek iki yöntem vardır. Bunlar ters tasarım ve çoklu temel tasarımdır.

Ters tasarım ve çoklu temel tasarım


Ters tasarımda, deneyci önce seçim davranışını ölçer, müdahale getirir ardından davranışı tekrar ölçer. Tasarımda daha sonra müdahale kaldırılır ya da azaltılır, davranış bundan sonra tekrar ölçülür. Müdahale, bu manipülasyonlara yanıt olarak davranışın değiştiği ölçüde etkilidir.

Çoklu temel tasarımdaysa geri döndürülemez gibi görünen davranışlar için bu yöntem kullanılabilir. Burada birkaç davranış ölçülür ve daha sonra müdahale sırayla her birine uygulanır. Çoklu temel tasarımda müdahalenin etkinliği, sadece müdahalenin uygulandığı davranıştaki değişikliklerle ortaya çıkar.

Teknolojik


Akademik olarak yetkili olan araştırmacıların doğru şekilde çalışabilmeleri için analitik araştırmanın tanımının açık ve ayrıntılı olması beklenir. Cooper vs.
Bunu kontrol etmek için bir yol tanımlayın

Uygulamalı davranış analizi(UDA, ABA, Applied Behavior Analysis) konusunda eğitilmiş olan kişiye açıklamayı okuyun ardından prosedürü ayrıntılı olarak uygulayın. Kişi hata yaparsa veya herhangi bir soru sormak zorundaysa, açıklamanın iyileştirilmesi gerekir.

Kavramsal Sistematik


Aba terapi eğitimi tanımı içerisinde davranış analizi sadece etkili müdahalelerin listesini oluşturmamalıdır. Aksine, bu yöntemler mümkün olabildiğince davranış ilkelerine dayandırılmalıdır. Uygun olduğunda “ikincil takviye” ya da “hatasız ayrımcılık” gibi teorik olarak anlamlı terimlerin kullanılmasına yardımcı olur.

Etkili


Analitik yöntemler teorik olarak bilimsel olmalarına rağmen, etkili olmalıdırlar. Uygulamalı davranış analizinde eğer yapılan müdahale pratik kullanım için yeterince büyük bir etki üretmezse, analiz başarısız olmuştur

Genellik


Davranış analistleri genel olarak uygulanabilir müdahaleleri hedeflemelidir, yöntemler farklı ortamlarda çalışmalı, birden fazla davranışa uygulanmalı ve uzun süreli etkileri olmalıdır.

Erken teşhis(Erken Tanı) neden çok önemlidir

Küçük yaşlardaki çocuklarda ve bebeklerde öğrenme çok hızlıdır. Beyin sünger gibi verilen bütün bilgiyi emmek üzerine evrimleşmiştir çünkü hayatta kalma savaşı ” insan” kendini ortama adapte edebilme savaşı vermektedir. Yaşamın ilk yıllarında öğrenme, merak duygusuyla birlikte çok hızlıyken ilerleyen yaşlarda azalmaktadır. Hayatın ilk yıllarda çok hızlı gelişme gösterilebilirken ilerleyen yıllarda git gide azalmaktadır, öğrenme gibi birçok yetenekte yavaşlamaktadır.

Erken teşhis bunun için özellikle önemlidir. Bu tür nörogelişimsel farklılıklarda( Dehb, Hiperaktivite, Otizm, Disleksi) Aba terapileri olumlu davranış öğretimi sağladığından çok etkili olabilmektedir. Özellikle 12 yaş öncesinde çocuklarda ve bebeklerde ilaçsız tedavinin, eğitimle mümkün olduğunun bilinmesi ebeveynler, aileler ve anneler için çok değerlidir.

ABA terapistinin özellikleri nelerdir?

Aba terapisti, akredite kuruluşlardan ABA terapi eğitimleri alarak, uygulamalı sınıf içi eğitimlerle gelişimlerini tamamlayan kişiye verilen bir ünvandır. Her özel eğitimci maalesef ABA terapisti olamamaktadır çünkü bunu için belirli saatler teorik ve pratik eğitim alınmış olması gerekmektedir.

Sadece seminer çalışmaları kişisel gelişim için kullanılabilse de, çocuğun davranış gelişimi için yeterli değildir. Bu eğitimlerin ”Akredite Koordinatörler.” gözetiminde sınıf içi eğitimlerle desteklenmesi konunun en önemli noktasıdır. Çünkü bu uygulamalı bir bilimdir ve uzmanlığının da uygulamalı olması doğası gereğidir.

ABA TERAPİ eğitimi sadece otizm için mi kullanılır?

ABA terapi aslında davranış terapisidir. Yani kişinin olumsuz davranışlarını, toplumun tuhaf karşıladığı ve ileride kişiyi sosyal hayatından soyutlayacak davranışları azaltmak üzerine kurulu bir sistemdir.

Bu davranışlar sadece otizmde değil, Dehb, Dikkat eksikliği, Hiperaktivite gibi birçok nörogelişimsel farklılıkta kullanılabileceği bilinmektedir.


Otizmli bireyler yani otistik belirtiler gösteren çocuklarda uygulanan ABA terapileri çocuğun kendini küçük yaşlarda ifade edebilmesi üzerine kurgulanmış olan sistemdir.

Ancak otizm gibi birçok farklılık diğer bazı hastalıklarla ilişkili olabilir, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, anksiyete bozukluğu vb.

Otizm, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, çocuk psikolojisi, disleksi, asperger, duyu bütünleme terapileri, evde fizik tedavi terapileri, dil konuşma ve zihinsel engel bazen içi içe geçebilen durumlar olabilmektedir. Bu noktada devlet destekli ücretsiz uzman desteği almaktan çekinmemek çocuk ve aile için önemlidir.

İletişim için tıklayınız.

Sevgilerle…

ANASAYFA